Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Sadrazam Rüstem Paşa’ya saraydan ferman gidiyordu: "Erzurum boşalıyor, halk göç ediyor, tedbir alın!" Aradan tam 5 asır geçti... Koskoca 500 yıl! Ve bugün bakıyoruz ki, değişen zerre bir şey yok!

Bakın TÜİK’in açıkladığı en son iç göç istatistikleri.

Tablo yine kapkaranlık, yine hüsran!

Koskoca Erzurum bir yılda tam 30 bin 906 evladını batıya uğurlamış. Şehre gelenlerin sayısı ise devede kulak. Acı bilanço sadece bir yılda eksi 10 bin 113 net nüfus kaybı! Şehir her yıl orta ölçekli bir ilçesini komple haritadan siliyor. Göç hızı binde eksi 13,63’e dayanmış durumda. Peki, bu şehrin siyasetçileri, yerel yöneticileri ne yapıyor? Söyleyeyim; seyrediyorlar!

"Cazibe merkezi yapacağız" dediler,

"Teşvik vereceğiz" dediler,

"Hayvancılığı uçuracağız" dediler. Sonuç? Sıfır!

Şehrin en üretken, en dinamik nüfusu, yani 20-24 yaş arası o pırıl pırıl gençler, üniversiteyi bitirdiği gün arkasına bakmadan kaçıyor! Bu şehir, gençliğini, geleceğini İstanbul’un, Ankara’nın şantiyelerine, plazalarına asgari ücrete köle gönderiyor. Bak o beğenmedikleri Rüstem Paşa, o tarihte Erzurum’dan göçü engellemek için kendi adına Taşhan’ı yaptırmış, şehrin ticaretini canlandırmaya çalışmıştı. Bugün Osmanlı vizyonunun yanına bile yaklaşamıyorlar.

Yahu rakamlar ortada depremle yerle bir olan Elâzığ, Malatya, Van, Tunceli, Erzincan toparlanıp geri göç alırken, Erzurum hâlâ kan kaybediyor! Yok, kış turizmi, Palandöken, yok festivaller, aman efendim çağrı merkezleri… Göz boyadılar; insanlara aş, iş veremediler, fabrika kuramadı, gençleri bu kentte tutamadılar! Sonra da bu şehir sıradan bir şehir değil, ülkenin harcı, aslan Erzurum, kaplan Erzurum, ver coşkuyu…

Sonuç; durum ortada. Doğu’nun kalbi dedikleri şehir yıllardır kalp krizi geçiriyor, kimsenin umurunda değil! Ne desek boş ama yine de bir son söz olsun; 500 yıl önceki fermanı bile okumaktan aciz yerel siyasetçilere sesleniyorum: Bu göç sizin vizyonsuzluğunuzun eseridir! Eserinizle övünebilirsiniz. TIKLA İZLE