"Yıllarca ne dinledik?

'Yeni Nesil Üniversite...'

Tam bir safsataydı!

O zamanda yazıyor, bas bas bağırıyordum. Bu üniversite bilim yuvası olmaktan çok siyaset yuvasına döndü, diyordum.

Parlak sloganlar, bolca PR, tribünlere oynanan koca bir 8 yıl!

Peki elde ne var? Koca bir sıfır; koskoca bir zaman kaybı!

Efendim, üniversiteler süslü afişlerle, vizyonsuz panellerle değil; burnunun ucunu göremeyen STK'cılarla yapılan toplantılarla da değil, bulunduğu kente, ülkeye kazandırdığı stratejik eserlerle büyür.

Bakın şimdi birileri çıktı ve laf yerine tarihe geçecek bir icraat koydu!

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, öyle bağıra çağıra değil; tribünlere oynayarak değil sessiz, derinden ve devlet aklıyla işi bitirdi!

Erzurum’un ufkunu Marmara’nın kalbine taşıdı.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hemen yanı başında dev bir İlaç Hammadde Üretim Merkezi artık Atatürk Üniversitesi bünyesinde!

Bu sadece bir bina devri değil bu, üniversitenin İstanbul'a adeta ikinci bir üs kurmasıdır!

Bakın işin büyüklüğüne; Kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde tam 88 bilim insanı, 11 araştırma grubuyla Türkiye için 100 kritik ilaç hammaddesini yerlileştirmek için kolları sıvadı.

Müthiş bir çalışma... Bilgi laboratuvarda kalmadı, doğrudan fabrikaya, üretime ve milli bağımsızlığa dönüştü.

Ve dedim ya, sessiz ve derinden iş bitti. Rektör Hacımüftüoğlu, büyük bir gizlilik ve titizlik içinde, kimselere duyurmadan yürüttü operasyonu. Sonunda üniversitenin bayrağını İstanbul'da göndere çekti.

Biri 8 yıl boyunca masallarla avuttu; diğeri göreve gelir gelmez Türkiye’nin en stratejik tesislerinden birini üniversitesine mülk yaptı.

İşte vizyon budur, işte üniversite yönetmek budur! Kimin tribüne oynadığını, kimin bu millete kalıcı eser bıraktığını tarih de Erzurum da çok iyi görüyor.

Bu arada Atatürk Üniversitesi 'araştırma üniversiteleri' sıralamasında 3 basamak yükselerek 13'üncü oldu. Rektör Hacımüftüoğlu, "Ben" demedi, "Sağ olsunlar ekip yaptı" dedi.

Sen de sağol hocam.

Yıllarca masallarla uyutulan üniversiteye ve bu kadim şehre, kent sınırlarının Palandöken'den ibaret olmadığını gösterdin.

Vizyonsuzlara ders olsun.