Bugün sadece bir bütçe açığını değil, bu kadim şehrin geleceğine bırakılan devasa bir faturayı ve o faturaya imza atanların vebalini konuşacağız.

Bakın geçenlerde haber yaptım, Erzurum Büyükşehir Belediye Meclisi, Eylül ayında, yani son toplantısında 600 milyon lira kredi kullanımı için karar aldı. Bu bir ilk değil. Her ay bu minvalde karar alıyorlar. Hatta sıkı durun son 9 ayı söyleyeyim, tamı tamına 3 milyar 798 milyon 867 bin 652 lira.

Evet, daha yıl dolmadan münferit kredi, leasing ve teminat mektubu limitlerinin toplamı tam 3,8 milyar ve ilave 510 bin Euro!

Üstüne faizini, banka masraflarını ve komisyonlarını eklediğinizde bu yük 5 milyar lirayı aşıyor. Peki, insan sormadan edebilir mi: 3,8 milyar liralık bu şehirde ne yapıldı? Ortada elbette bazı işler var ama bunların ederi, maliyeti gerçekten bu mudur?

Belediyenin kendi bütçesi ne ara buharlaştı da Haziran ayında SGK ve vergi borçlarını ödeyebilmek için bile bankalardan 250 milyon lira nakit kredi çekmek zorunda kalındı? Asıl can yakıcı olan ne biliyor musunuz? O meclis salonunda oturan üyelerin tavrı. Kararların neredeyse tamamı ‘oybirliği ile’ geçiyor.

Bir Allah’ın kulu çıkıp da "Arkadaş, biz bu şehri niye her ay yüz milyonlarca lira borca sokuyoruz? Bu parayı nasıl ödeyeceğiz?" demiyor, diyemiyor!

Yarın görev süreleri bittiğinde Mehmet Sekmen çıkıp gidecek ama bu milyarlık borç yükü, faiziyle birlikte bu şehrin, esnafın, gencin, Erzurumlu her bir vatandaşın sırtına kalacak. O kararlara tereddütsüz el kaldıran Erzurumlu her meclis üyesi bugün bu vebalin doğrudan ortağıdır. Vebalin yükü de her iki cihanda ağırdır. Önce halk sonra Allah sorar…

Benden demesi!