
Siyasetçilerin en sevdiği savunma mekanizması saptırmadır! İşlerine gelmediği zaman gündemi saptırırlar, odağı saptırırlar, konuyu saptırırlar…
AK Parti Erzurum Milletvekili adayı Sayın Avukat Ayşe Deniz Çelik de öyle yaptı! Saptırdı.
Bakın şimdi; geçenlerde Tortum Gölü Yarımada rekreasyon alanının, yani herkesin bildiği adıyla ‘Dr. Devlet Bahçeli Millet Bahçesi’nin kayınbiraderine kiralandığına dair iddiaları kaleme almıştım. Sayın Çelik, haberin ardından Facebook sayfasından açıklama yapmış.
Ve birtakım belgeler yayınlayarak, benden özür beklediğini söylemiş!
Sayın Çelik; 1995’teki noter tasdikli sözleşmelerden bahsederek, “Burada yeni bir şey yok, biz zaten oradaydık” diyor.
Peki, o zaman biz de hem belgelerle hem de vicdanla soralım…
İşte belgesi…

Elimizdeki resmi Tahsis Formu açıkça söylüyor: Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bu alanı Milli Emlak’tan “Rekreasyon, park ve yeşil alan olarak kullanılmak üzere” tahsis almış. Kamu hukukunda bu tür tahsisler hizmete özeldir. Tahsis belgesinde belediyenin burayı alıp üçüncü şahıslara (üstelik bir siyasetçinin yakınına) ticari amaçla devretmesine izin veren bir ibare yoktur. Büyükşehir Belediyesi, halk için aldığı yeri, hangi hakla şahsa kiralamıştır? Sadece bu belge bile, yapılan işlemin bir ‘usul hatası’ olduğunu kanıtlamaya yeter!
Sayın Çelik lütfen buna da açıklama yapın. “Üçüncü Şahıslara Verilemez” şerhine ne diyeceksiniz?
Gelelim diğer belgelere…
Sayın Cumhurbaşkanı 2021’de Erzurum’da “Uzundere Millet Bahçesi’nde çalışmalar yüzde 90 seviyesine geldi” müjdesini verirken, buranın bir siyasetçinin ailesine “usulen” devredileceğini mi kastetmişti? Türkiye’nin neresindeki millet bahçesini, milletten para kazanarak işletiyorlar?
Eğer orası bir “Millet Bahçesi” ise işletmesi, kamu eliyle mi yapılmalı yoksa “muhdesat hakkı” denilerek şahıslara mı bırakılmalı? Avukat Hanım bunu bilmiyor mu?
Efendim, devlet orada zamanın parası 13,5 Milyon lira harcayarak alt yapıyı yeniledi. Cumhurbaşkanı tarafından Millet Bahçesi olarak ilan edildi. Yahu konu kapandı. Ama gelin görün ki, iddialar ortada siyasi nüfuz devreye girdi.
O alan Millet Bahçesi ilan edilince üstelik Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilince eski haklar baki kalır mı?
Ayrıca Sayın Çelik “algı operasyonu” diyor ama Balıklı Mahallesi sakinleri imza toplayıp, CİMER’e koşuyor. Vatandaşlar, “Bahçelerimize erişim yolumuz kapatılıyor, iskeleler kamunundur, özel şahsa devredilemez” diye feryat ediyor.
İşte dilekçeleri…

Şimdi 1995’teki bir sözleşme, 2026 yılında halkın kendi gölüne erişimini engelleme hakkını size verir mi?
Erzurum‘da binlerce esnaf kan ağlarken, rekreasyon alanı gibi kıymetli bir yerin, AK Parti’nin vitrinindeki bir ismin birinci derece yakınına ‘sessiz sedasız’ verilmesi “tesadüf” müdür? Siyasetin bu kadar içinde olan birinin, kamu menfaati ile aile ticareti arasındaki o ince çizgiyi daha hassas koruması gerekmez mi?
Efendim sonuç olarak;
Sayın Çelik benden özür bekliyor. Sanıyorum beni başkalarıyla karıştırdı. Gazeteci; belgesiyle konuşan, halkın şikayetini duyuran, kamu kaynağının nereye gittiğini soran kişidir. Ben şahsen görevimi yaptım. İddiaları yazdım, kamuoyuna duyurdum.
Eğer bir özür dilenecekse; milyonlarca liralık kamu yatırımının ardından ‘Millet Bahçesi’ne rahatça giremeyen, iskelesi elinden alınan ve devletin müjdesini ‘aile işletmesi’ tabelası altında izlemek zorunda kalan Balıklıhalkından dilenmelidir.
Sayın Çelik, eğer bir özür dilenecekse gidip, önce Sayın Cumhurbaşkanı’ndan sonra milletten özür dileyin. Bir AK Partili olarak hem Cumhurbaşkanı’nın ‘Millet Bahçesi’ dediği yerin ticari işletmeye dönüşmesine sessiz kalıyor hem de benden özür bekliyorsunuz!
Ha bir de hukuk yollarına başvuracağınızı söylemişsiniz… Efendim buyurun. Çok şükür Adalet Sarayları benim ikinci adresimdir. Zira ben de mahkemede başta “üçüncü şahıslara devredilemez” şerhli tahsis belgelerini ve halkın feryadını hâkimin önüne koymaktan adım gibi Onur duyarım.





