Geçtiğimiz günlerde “Kaldırın bu seçim tiyatrosunu!” demiştim ya hani… Meğer perde arkasındaki oyun, tahmin ettiğimizden de büyükmüş! Türkiye Kayak Federasyonu’nda Mayıs ayı yaklaştıkça sandık oyunları, yerini açık bir "delege mühendisliğine" bırakmaya başladı.
Olay artık sadece bir federasyon başkanlığı yarışı değil; devletin imkânlarını ve hiyerarşisini kullanarak kış sporlarının kalbine ‘çökme’ operasyonuna dönüştü.
Kulislerden sızan iddialar yenilir yutulur cinsten değil! Kış sporlarının yapıldığı yaklaşık 30 ilde; Valilerin ve Gençlik Spor İl Müdürlerinin aranarak delege listelerine müdahale edildiği söyleniyor. Düşünebiliyor musunuz? Bir federasyon yönetimi –ki kendileri Tahkim kararıyla gelmiş bir 'komisyon'– illere adeta talimat gönderiyor: “Kulüplerinize söyleyin, bizim verdiğimiz isimleri delege yazsınlar!”
Eğer bu iddialar doğruysa, bunun adı seçim değildir. Bunun adı, mülki idareyi bir seçim ofisi gibi kullanmak, demokrasiyi ise karların altına gömmektir. Sayın komisyon üyeleri; kulüplerin iradesine ipotek koymaya çalışmak, kayağın geleceğine ihanet değil midir?
Baskılar yetmemiş olacak ki, şimdi de ‘ince işçilik’ devreye giriyor. Seçim takvimi hala açıklanmış değil, niye acaba? Ama duyuyoruz ki ana statü üzerinde bir takım ‘kriter’ oyunları dönüyor. Delege belirlerken; “Türkiye Şampiyonasına katılma” veya “derece alma” zorunluluğu gibi şartlar getirilerek, Anadolu’daki küçük kulüplerin sesi kısılmak isteniyor.
Federasyonun görevi sporu tabana yaymak mı, yoksa delege listesini kendine göre dizayn etmek mi? Bu hamleler, kendinden olmayan kulüpleri saf dışı bırakma çabasından başka bir şey değildir. Bir yandan aday olmak isteyen antrenörleri görevden alacaksınız, bir yandan illere baskı kuracaksınız, diğer yandan kuralları maç devam ederken değiştireceksiniz… Sonra da buna “özerk federasyon seçimi” diyeceksiniz. Sorarım hangi vicdanla?
Kış sporları camiası bu dayatmalardan, tepeden inme listelerden yoruldu. Kayak Kulüpleri Birliği’nin o sert çıkışı, aslında camianın sessiz çığlığıdır. Eğer Bakanlık bu "komisyonun" sandık oyunlarına seyirci kalmaya devam ederse, yarın olimpiyatlarda neden yokuz diye sormaya hakkımız olmayacak.
Son sözüm yine camiaya: Siz kendi evlatlarınıza, kendi kulüp başkanlarınızın iradesine sahip çıkmadığınız sürece; Ankara’dan açılan bir telefonla delege listeniz yazılır, siz de o tiyatroyu en ön sıradan izlemeye devam edersiniz. O günde yazmıştım, Süleyman Bey ve ekibi belli ki o koltuktan kalkmamaya kararlı. Ama unutmayın; karda yürüyüp izini gizlemeye çalışanların izini, ilk güneş vurduğunda tüm çıplaklığıyla gerçek kayakçılar görür.
Hadi bakalım, perde açılıyor. Bakalım bu ‘müdahaleli’ oyunun sonu nereye varacak?























Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor...
Yorum Yap